şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

{sigara } [ ölüm]

Hastanenin birine gittim
Bir hasta ziyareti edelim dedim
Şairin biri çıktı karşıma
Tutuşturdu oğlumun eline kağıt
Dedi babana yaramazda belki sana eder fayda
Büyüklere değil benim nasihat
Küçüklere olsun fayda. dedi.
Bu şiiri ben yazdım ama oldumu bilemem bir sigara şiiri yazan amcaya dedim amca bu şiiri benim sayfamda paylaşayım bende bir iki kişiye ulaştırayım istemem dedi amca benim zaten var internetde şiirim isteyen orda okusun sana izin yok dedi.Amcamız musade etmediği için sizlerle paylaşamıyorum ama çok ders verecek sigara içenlere bu amcanın şiiri okumanızı umuyor uygulamanızı tavsiye ediyorum.
Şiirin ilk kıtasını yazayım da hepsini almayalım.ünlü şair mustafa bey görmesin:)
Gençlikte sigara ile poz yaparsın
Annen içme dedikçe atıp tutarsın
Yaş elliyi geçince yatağa yatarsın
Zararlıdır gençler içmeyin sigara

Sılaya Özlem

Her ağacının altında bin hâtıram gizlidir,
Memleket, sevgi dünyamın en gözde güzelidir,
Sıla gönlümün tahtında, biricik sevgilidir,
Sıla özlemiyle gönlüm, bir mecnûn, bir delidir.


Otuz yıldır yaşıyorum bu özlemi, hasreti,
Tutamadım, sevemedim ben diyâr-ı gurbeti,
Yaylasında mor sümbülü, süsü-püsü, ziyneti.
Ancak ayrı düşen bilir, bu değeri, kıymeti.


Her memleketten geleni hayran hayran dinlerim,
Dinlerim de iç dünyamda için için inlerim,
Kahrımdan tepeme çıkar şeytanlarım, cinlerim,
Sanki “altın”, onda geçen senelerim günlerim.


Yaz günleri yücelere salar idik koyunu,
Bir araya toplanınca başlatırdık oyunu,
Kavgasını, güreşini, düğününü, toyunu,
Kim sevmez ki, sılasını, obasını, köyünü.


Yeşil vadilerde çaylar kıvrım kıvrım kıvrılır,
Dört mevsimi berrak geçer, devir devir devrilir,
Hayalimde geçmiş yıllar harman olur savrulur,
Deli gönlüm volkan olur, yanar yanar kavrulur.


Yağmur olsam, yeşillikten süzülsem toprağına,
Kartal olsam, süzülerek konsam yüksek dağına,
Çiğ tanelerine dönsem, düşsem her yaprağına,
Balık olsam dalıp gitsem her çayın akağına.


Sılaya her varışımda titrerim heyecandan,
Gömülürüm tabiata, geçerim tenden, candan,
Bir yandan eş-dost, akraba; hava-su öbür yandan,
Baba ocağı ne alâ, elden, yaddan, yabandan.


Yapay nefeslere mahkûm, gerçek hayattan mahrum,
İki ara ve bir dere, düştüğümüz bu durum,
Nasıl medeniyet desem, haklı değil mi sorum?
Çarpık şehirden ötürü yorulur, mahvolurum.


Sun’i besinler aşımı yakıyor zehrediyor,
Yapay ilişkiler beni yıkıyor, kahrediyor,
Benliğim isyan ederek, “yuh” böyle şehre diyor,
Bu sebeple köy özlemi içimde nehrediyor.


Çeyrek asırdan fazladır görmedim baharını,
Boz bulanık sularını, alacalı karını,
Ne zaman açacak bana papatyalı bağrını,
Ölünce mi göreceğim, sılamın dîdârını?


Kabartırım kulağımı, gelen her bir habere,
Yâd ederim, hatırlarım, anlatırım çok kere,
Sığdıramam bu sevdayı, ne göklere, ne yere,
Zahir, bu özlem özümle uzanacaktır kabre.

24/11/2004
Fatih DEDE

HAKİM BEĞ

Gene tehir etme üç ay öteye,
Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ.
Otuz yıl da babam düştü ardına;
Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ.

Kırk yıl önce; yani babam ölünce,
Kadılıklar hâkimliğe dönünce,
Mirasçılar tarla, takım bölünce,
İrezillik beni buldu hâkim beğ.

Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git;
Bini buldu burda yediğim zılgıt.
Eğer diyeceksen: 'bana ne, öl git!'
Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ.

Sekiz evlek tarla, bir geverlik su,
Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?
Kazanmasam da hu, kazansam da hu!
Canım ta burnuma geldi hâkim beğ.

Keşife-meşife, damgaya, harc'a
Kanımız kurudu harca da, harca..
Sayenizde avukatlar yıllarca,
Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ.

Mübaşir itekler, kâtip zavırlar;
Değişti bizde de göya devirler.
Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar,
Tapucuyu aya saldı hâkim beğ.

Kabahat sizde mi, kanunlarda mı?
Şaşırdım billâhi yolu yordamı..
Kızma sözlerime alam kadanı,
Sıkıntıdan içim doldu hâkim beğ.

Mülkün temeliydi adalet hani?...
Bizim hak temelde saklı mı yani?
Çıkartıp ta versen kim olur mâni?
Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim beğ?!

Hem davacı pişman, hem de davalı..
Bu yolda tükettik çulu, çuvalı.
Sabret makamından çalma kavalı,
Sürüler ekine daldı hâkim beğ.

ABDURRAHİM KARAKOÇ

Uğur Arslan - Bir Ayrılığın İlk Günü 2009





Kubat (yar yarası)





Sevgiyle güzellik sadaka olsa

Sevgiyle güzellik sadaka olsa
Kapı kapı dilenmezsem nâmerdim
Sevgi Kaf dağının ardında kalsa
Dağlar delip dolanmazsam nâmerdim

Güzel düven olsa sevgi harmanı
Sevgi yara olsa güzel dermanı
Güzel adak olsa sevgi kurbanı
Bıçaklarda bilenmezsem nâmerdim

Sevgi sohbet olsa güzelde sözü
Güzel bahar olsa sevgide yazı
Sevgi yem tahtası güzelde tuzu
Koyun gibi yalanmazsam nâmerdim

Güzellik kız olsa sevgi hayası
Sevgi ahlak olsa güzel mayası
Güzel hakim olsa sevgi davası
Dar ağacına bağlanmazsam nâmerdim

Borani güzeli sevgiyi övdü
Güzel sevgi dedi bağrına dövdü
Uzayda deseler güzelle sevgi
Kement kement ulanmazsam nâmerdim

Halil Çimen

Modern Müslümanlık

Modern Müslüman'ın işi pratik
Evinde eşyası hep otomatik
Dokun parmağını bütün işler bitik
Bu rahatlık bizi bizden aldı Müslüman
Sadece mutluluk bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Sabah gezmesinde kahveler fallar
Çarsı pazarlarda aşındı yollar
Oğlum kızım diye yığıldı mallar
Hayatın gayesi bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Kimisi avamdan kimisi derviş
Gözleri sürmeli topuk bir karış
Modern Müslümanlar böyle giyermiş
İslam'ın özünde bu yoktur inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Üstünde pantolon kılarsın namaz
Ne olur sözümü dinlesen biraz
Rasulullah seni böyle tanımaz
Sünneti yaşamış olmazsın inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Zamanı çaldı dizi filmler
Rafları süsledi cilt cilt ilimler
Bizi görse kahrolurdu alimler
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Süslenir püslenir gezer düğünde
Yeri baş köşedir paralı günde
ALLAH için nefes tüket bir günde
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Bir de deriz Müslüman'ız hepimiz
Kötülük düşünmem, kalbimiz temiz
Namaz borcumuzdur elbet bir gün öderiz
Gerçek Müslümanlık bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Sen böyle değildin ne oldu sana
Kaygı duymuyorsun dininden yana
Sıyrıldın özünden döndün yabana
Gerçek hassasiyet bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Sormayın dertliyim bunlardan yana
Şanlı tarihine dönüp bir baksana
Üzülmez mi görse Fatıma ana
ALLAH seni konu yaptı Kurân'a
Nisa suresinde geçiyor inan
Neden açıp okumuyorsun Müslüman?




Eşarbı vakkodan alınmış bone
İnanması çok zor ALLAH'IM bu ne
Altında pantolon modaymış gene
Giyinmek manası örtünmek inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?

Kısa pardösüler dizden yukarı
Renk renk başörtüler kırmızı sarı
Yüz metre öteden parlar jakarı
İslami kıyafet bu değil inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?

Daracık pardösü yırtmaç yarısı
Tamamen ortada vücut yarısı
Başları döndürür parfüm kokusu
İnsanın ziyneti hayadır inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?

Ten rengi çoraplar görmez setreni
Modada geçecek alman Ketreni
Eli kolu kuyumcu vitrini
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Moda diye bizi soydular
Örtümüzü alıp bir kenara koydular
Bizi öyle görüp sevinç duydular
Bizim dinimizde bu yoktur inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman

SANAL AŞK

Sanal aşk dedikleri
Ne ismi, ne adresi belli
İş, okul, sorma sakın mesleğini
Kesinkes üniversiteli

Atar bir isim, der ismim Ali
Yaşını da doğru sözlemez ki
Yirmi beşindedir her dem, olsa da elli
Acaba bekar mıdır, evli mi
Bekarım diyecek tabi ki
Olsa da torun sahibi

Dostça başlar herşey önceleri, sizli bizli
Başbaşa kalınca kaçınılmaz sevda sözleri
Canısı, aşkısı,göz görmez başka kimseleri
Aşık olursun sözlerine, o birtanesi
En güzelidir şaşı da olsa gözleri

Belki de kaba saba biri, bilemezsin ki
Görmek istersin şeklini, şemalini
Gönderir katalogtan bir mankenin resmini
Ateş düşer yüreğe bir kere, neylemeli

O'da sever ALLAH için, dört eder iki kere iki
Gün gelir kesilir ses soluk, acaba nerdedir ki
Her gece yanındayken, yoktur artık eseri
O şimdi, yepyeni nik'li

Tümüyle değiştirmiş kimliğini
Sen günlerce bekle gelir belki
Uğrar arada sana da canı istedimi
Atar bir sürü geçersiz bahaneleri

Bilirsin, yalandır her kelimesi
Yine anlatır bir sürü aşk hikayeleri
Seninleyken bile başka masada aklı fikri
Ya mesaj yazar ya, açmıştır msn'i

Sakın ha sakın sitem etmemeli
Anında vurur en iğneli sözleri
Ah sanal alem ah, sana ne demeli
Seninle yaşanıyor aşk'ların en güzeli

Acılar senden gelir bal kaymak misali
Her tatlı söz bozduruyor tüm tövbeleri
Kimin eli kimin cebinde belli değil ki
Bu gün sen, yarın gelecek başka birileri
Senin de ondan farkın ne ki

Aşk böyle değildi, kim icat etti ekranda sevmeleri
Ah sanal alem ah, sana ne demeli
Kabul eyle sitemlerimizi.

İNSANLIĞIN ESERİ BEN

Çok şey söylediniz,konuştunuz

Bir kez olsun sormadınız fikrimi

Yeri geldi dilde sakız oldum,

Yeri geldi ayaklar altına kondum.

Sizler atla giderken daha,

Ben emeklemeyi bile bilmiyordum.

Sizler içerken evinizden suyu,

Ben taş aralıklarından su dolduruyordum.

Yeri geldi kupkuru taş gibi yatakta yatdım.

Yeri geldi ayakkabısız  yollarda yürüdüm.

Yediniz yemediklerimden,düşünmeden.

Tıka basa doydunuz,

Yinede vermediniz artık yemeklerden.

Şimdi büyüdüm,işte öle büyüdüm.

Sizin gibileri görünce hemen suçlu gibi süzüldüm.

Gurur duyun insanlığınızdan,

Orda boynu bükük yatan insanlığınızın aynasından,

GURUR DUYUN.

ÖLESİNE

Ben dört duvara,dört duvar bana yabancı

Günlerim geçiyor hep böle acı acı

IZDIRAP



Hapishanede olsaydım belki bir mahkum verirdi slm

Arada uğrardı gardiyanlar konuşurduk azcık kelam

Mahkumlukdan beter inan böle bir yaşam

Acı,ızdırap her an, her dakikam.

HAYALİNMİ

Aynaya baktığımda karşımdaki

Türkü söylerken sözlerimdeki

Kardeşimin gülümseyen yüzündeki

Senmisin yoksa hayalinmi karşımdaki

Nicin evlenmiyor?

Râbia-tül Adeviyye,
-Niçin evlenmiyorsun?" diye ısrâr edenlere şöyle söyledi:
-Benim üç büyük derdim var. Bunların sıkıntısından kolayca kurtulmamı garanti ederseniz, o zaman evlenirim.
Birincisi, acabâ son nefesimde îmânımı kurtarabilecek miyim?
İkincisi, Kıyâmet gününde amel defterimi sağ tarafımdan mı, yoksa sol tarafımdan mı verecekler?
Üçüncüsü, herkesin hesâbı görüldükten sonra bir grup Cehennem'e ve bir grup Cennet'e giderken, acabâ ben hangi grupta bulunacağım? dedi.
O kimseler;
-Biz bu suâllerin cevâbı olarak size bir şey söylemekten âciziz" dediler.
-O halde önümde böyle dehşetli günler varken ve bu günlere hazırlanmak elbette lâzım iken, evlenmeyi nasıl düşünebilirim? buyurdu.

İLAHİ

aylar yillar saymasaydim
ah bagrima tas bassaydim
et tirnakdan ayrilir mi
keske anne olmasaydim

bas ucunda oturdugum
nice hayaller kurdugum
sen biricik kusum benim
bu yuvadan ucurdugum

duvak duvak tel mi oldun
nefesimde yel mi oldun
sen annenin kuzusuydun
gidiyorsun el mi oldun

bagrimi üce yardilar
ne bileyim ne sardilar
dallarimda tomurcukdun
seni benden ayirdilar

akmayin sular akmayin
yanmisim beni yakmayin
yavrumdan kalan hayaller
beni yalniz birakmayin

kurumus dallar egilmez
azgin yaraya degilmez
evlat yarasi kardesim
anne olmayanlar bilmez

dün bütündük bugün yarim
hani benim yavrularim
ne cabuk gecti seneler
ne tez aldi yavrumu eller

ak alninda tas olsaydim
gözlerinde yas olsaydim
su daglarda tas olsaydim
keske anne olmasaydim
ne cabuk gecti seneler
ne tez aldi yavrumu eller

KORKUYORUM



Korkuyorum...
Yağmuru sevdiğini söylüyorsun; ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun.
Güneşi sevdiğini söylüyorsun; ama güneş çıkınca gölgeye kaçıyorsun.
Rüzgarı sevdiğini söylüyorsun; ama rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun.
İşte bundan korkuyorum; çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun!…

yagmur058ld1.gif