din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

DUA






Dua almaya bakın!


Vaktiyle bir ateşperest, oğlunu evlendirmektedir. Düğün günü çok koyun ve inek kesilir. Et kokuları mahalleyi sarar.
Ancak evin bitişiğinde, Müslüman, dul bir kadın, dört yetimiyle yaşamaktadır. Hepsi de günlerdir açtırlar. Kadıncağız, düğün evinin kapısını çalıp, 'ateş' ister. Ancak maksadı başkadır.
“Belki yemek verirler” diye gitmiştir. Adam, kadının niyetini anlasa da, bir şey vermez. Kadıncağız, bir daha gidip 'ateş' ister. Yine eli boş döner.
Üçüncüde yine öyle. Ama ne olur bilinmez, bu defa acır kadına. Hallerini anlamak için dehlize iner ve dayar kulağını bitişik evin duvarına ve dinler.


Yetimcik, annesine yalvarıyor:

Anneciğim, ne olur bir daha git. Belki bu sefer bir şey verirler.

Kadın ağlamaklıdır:
- Üç defa gittim yavrum! Artık utanıyorum.

Adam bunu duyar. Kalbi sızlar. güzel bir 'Sofra' hazırlatıp, gönderir evlerine. Ve dehlize inip, dinler yine. Yetimlerin en küçüğü dua ediyor:
- Ya Rabbi! O nasıl bize ikram ettiyse, sen de ona ikram et! Onu imanla şereflendir!

Ardından;
- Âmiiiin! sesleri yükselir.

O anda, kalbi döner ateşperestin. Ve 'Şehâdet'i getirip imanla şereflenir
.
Nitekim Sadaka, belâyı önler. Ama dua, kaderi değiştirir! Buyurmuştur büyüklerimiz

Düşüncelerine dikkat et;
Sözlere dönüşüyorlar,
Sözlerine dikkat et;
Eyleme dönüşüyorlar,
Eylemlerine dikkat et;
Alışkanlıklarına dönüşüyorlar,
Alışkanlıklarına dikkat et;
Kişiliğine dönüşüyorlar,
Kişiliğine dikkat et;
*Kişiliğin kaderin oluyor!'*


Ya Rab! Bize halim bir ahlak, salim bir kalp, zarif bir huy, Gayur bir ilim, Salih bir amel, abid bir karakter, Muttaki bir gayret, Muhsin bir suret ver. Âmin…

Ya Rab! Kalpler senin kudretinde evirilip çevrilirken
Bizim kalbimizi dinin üzere sabit kıl.


Âmin…



Mevlid kandili


Ey her şeye hayat bahşeden Allah’ım
bütün insanlık, hatta bütün bir varlık âleminin bayramı sayılan
mübarek günleri vardır.
bir gün daha vardır ki,
o da Allah Rasûlü’nün dünyayı teşrif buyurarak
tenezzülen aramıza girip bizi şereflendirdiği kutlu zamandır.
Bizler şimdi o anı yaşıyoruz.
Rahmet-i Rahman’ın galeyana geldiğine inandığımız
bu kutlu zaman diliminde,
Mevlid Kandili’nin bizim için hakiki bayram olması ümidiyle,
ümmet-i Muhammed’in hal-i pürmelali açısından
bayram hediyesine en muhtaç birer yetim olduğumuz mülahazasıyla, Şefkat Peygamberi’nin ruhaniyetine sığınarak,
sen den yeniden bir kere daha diriliş istiyoruz ya rabbi

Kadir gecesi





Ramazanınız mubarek olsun

1220141512ramazan49dl

Kim Ramazan ayını Allah'a inanarak,imanla ve sevabını Allah'tan bekleyerek ihya eder,Ramazan orucunu güzelce tutarsa o güne kadar işlemiş olduğu geçmiş günahları afv ü mağfiret olunur,Allah affeder.  hadis i şerif

Rabbim beni geri gönder























Berat kandiliniz hayırlara vesile olsun

berat_kandili_kutlama

Gecenin güzel yüzü yüreğine dokunsun, şeytan senden uzakta, melekler başucunda olsun, güneş öyle bir geceye doğsun ki duaların kabul kandilin mubarek olsun.

Şâban ayının on beşinci gecesi Beraat gecesidir.


Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle “mübarek gece”; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle “Beraat gecesi” ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de “rahmet gecesi” gibi adlar da verilmiştir.Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi vardır. Bu konuda Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:


“Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Muhakkak ki yüce Allah, o günde dünya semasına iner ve imsak vaktine kadar şöyle der: “Affedilmeyi dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim. Şunu isteyen yok mu vereyim…” (İbn Mâce)


Şöyle denilmiştir: Yeryüzündeki müslümanların iki bayram günü olduğu gibi, göklerdeki meleklerin de iki bayram gecesi vardır. Meleklerin iki bayram gecesinden biri, Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi; diğeri ise Kadir gecesidir.


Müslümanların iki bayram günü ise; Ramazan ve kurban bayramı günleridir. Bu sebeple Şâban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesi meleklerin bayram gecesi olarak isimlendirilmiştir.


Berat gecesine ‘Kefaret gecesi’ de denilir. Bir hadis-i şerifte, “Kim bayram gecesini ve Şâban ayının on beşinci (Berat) gecesini ibadetle ihya ederse, kalplerin öldüğü günde o kişinin kalbi ölmez” (İbn Mâce) buyrulmuştur.


Bu gecenin bir adı da “şefaat gecesi”dir. Bunun delili şu hadis-i şeriftir:


“Resûlullah (s.a.v) Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmetine şefaat etmek için dua edip yalvardı; kendisine, ümmetinin üçte birine şefaat etme izni verildi. On dördüncü gecesi yine dua edip yalvardı; bu sefer üçte ikisine şefaat etme yetkisi verildi. On beşinci gecesi bir daha yalvardı, bu sefer de, kaçak develer gibi Allah’tan kaçanlar dışında bütün ümmetine şefaat etme izni verildi.” (Ebû Davud)


Bu gecenin diğer bir ismi de “mağfiret gecesi”dir. Şu hadis-i şerif buna işaret eder:


“Allah Teala (c.c) Şaban’ın on beşinci gecesi kullarına nazar eder ve yeryüzünde bulunanlardan şirk koşanlarla haset edenler hariç, bütün müminleri mağfiret eder.” (İbn Mâce)


Diğer hadislerde, bu affın dışında tutulanlar içinde, haksız yere cana kıyanlar, anne babasına asi olanlar, sürekli içki içenler ve akraba ile hukukunu kesenler de zikredilmiştir.

Miraç kandiliniz mubarek olsun





Örtünmeme bahaneleri ve cevapları

örtü

Örtünmek isterim ama ikna olmam lazım
"KURANDA KESİN HÜKÜM VAR YETMEZMİ İKNA OLMANA"
Örtünmem gerekiyor ama geleceğimi düşünmek zorundayım
"GELECEK ÖLÜM ONU DÜŞÜNDÜNMÜ"
Allah(c.c.) beni başı açık olarak da sever
"AMA GÜNAHKAR KULUM DER"
Kapalıyım ama ailem okul için başımı açmamı istiyor
"AİLEN SENİ CEHENNEN ATEŞİNDEN KURTARMAYACAK"
Fazla açık olmadığım için günah olduğunu zannetmiyorum
"GÖRÜNEN HER TEL ZİNA AZMI GÜNAH ACABA"
Genç yaşta da kapanmak olmaz ki yaşlanınca inşa Allah(c.c.)
"YAŞNACAĞIN GARAN TİMİ YA YARIN ÖLÜRSEN"
Tekrar açılırım düşüncesiyle kapanmıyorum
"HELE Bİ KAPAN ONU SONRA DÜŞÜN"
Bazı özgürlüklerimin kısıtlanacağı düşüncesiyle kapanmak istemiyorum
"ALLAHIN KARŞISINDADA ÖZGÜR OLABİLECEKMİSİN"
Kapanmak önemli değil önemli olan kalbinin temizliği
"KALBİN TEMİZLİĞİ GÜNAHA ENGEL DEĞİL"
Evlenince kapanırım r0;kızım evlenince kapanr1;
"EVLENECEĞİN GARANTİMİ"
Güzelliğimi sergilemek istediğimden dolayı kapanmamıştım
"GÜZELLİĞİNİ SADECE EŞİNE SERGİLESEN NE GÜZEL OLUR"
Kapanırsam diğer dini vecibelerimi de yerine getirmem gerekecek
"EE Bİ YERDEN BAŞLAMAK LAZIM"
Dinden çıkmadığıma göre başımı açmamda problem yok
"DİNDEN ÇIKMADIN AMA GÜNAHKARSIN"
Başörtü için kendimi henüz hazır hissetmiyorum
"ÖLÜNCEMİ HAZIR OLACAKSIN"
Bu zamanda da başörtü olmaz ki! Hangi çağdayız?
" GÜNAHIN BU ZAMANI O ZAMANI YOK KURAN HER ÇAĞ İÇİN İNDİ"
Kısmet bir bakarsın kapanırız inşa Allah(c.c.)
"İNŞALLAH AMA ACELE ET YAŞLANDIKTAN SONRA OLECEĞİNE DAİR SENEDİN VARMI?
Önemli olan saç dışındaki vücudun teşhir edilmemesi
"YANİ GÜNAH SADECE VUCUDAMI VAR"
Denedim ama boğulacak gibi oldum
"AMA İTİKAT GEREKİYOR"
Evlenememe korkusu
"SAÇIN AÇIK DİYE SENİNLE EVLENEN ERKEKTEN NE BEKLERSİNKİ"
Lise ve üniversitedeki başı açık öğrencilere dinimi anlatacağım için başımı açacağım yani hizmet için
"KENDİNE HİZMET EDEMEYECEKSİN"
Kapanmak içimden gelmiyor
"NEDEN GÜNAH İŞLEMEK HOŞUNAMI GİDİYOR"
Başörtülülerin yeterince örnek olamamaları
"SEN ÖRTÜN VE ÖRNEK OL ONLARA
Nefsime yenik düştüğümden kapanamıyorum....
"NEFİS ŞEYTANDIR SEN ŞEYTANA YENİKSİN GELECEĞİNİ DÜŞÜN YENİLME"

Regaip Kandiliniz mübarek olsun

Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun..



Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Regaib gecesinin içinde bulunduğu Recep ayında çok dua eder, namaz kılar, oruç  tutar, iyiliklerin her çeşidini yapar, sadaka vermeye özen gösterirdi. Resulullah (s.a.v)’in Receb’in ilk perşembe gününü oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde, bu kandil gecesine mahsus olmak üzere on iki rekât namaz kıldığı kabul edilir. Regâib gecelerinde dua etmek, tevbe ve istiğfarda bulunmak, bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli ibâdetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında kabul görmüştür.

İdrak ettiğimiz mübarek Regaib Kandili vesilesiyle, ruhumuzu karartan kötü duygu ve düşünceleri kalplerimizden atalım. İbadetin zevkinden bizi mahrum eden nefsin kötü arzularını frenleyelim. Gönül dünyamızı bulandıran haset, kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim.

REGAİP KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN

Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli

Adamın biri, kötü yoldan kazandığı parayla bir inek satın almış. Sonra yaptığından pişman olmuş. İyi birşey yapmak için ineği Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına bağışlamak istemiş. O zamanlar dergahlar aşevi görevi de görüyormuş. Gitmiş Hacı Bektaş-ı Veli’ye danışmış. Hacı Bektaş-ı Veli, “helal değil” diye ineği geri çevirmiş. Bunun üzerine Mevlana dergahına gitmiş. Mevlana hediyeyi kabul etmiş. Adam daha önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu ineği kabul etmediğini söylemiş. Mevlana’ya bunun sebebini sormuş. Mevlana, “Biz bir karga isek, Haci Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden biz senin hediyeni kabul ederiz. Ama o kabul etmeyebilir” demiş.
Adam üşenmemiş kalkmış Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına gitmiş. Hacı Bektaş-ı Veli’ye” Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söylemiş. Bunun sebebini bir de siz açıklarmısınız? diye sormuş. Hacı Bektaş-ı Veli de şöyle söylemiş,”bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir”. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir.
Ama onun engin gönlü kirlenmez. Onun için, hediyeni kabul etmiştir.”

Birbirlerini yermeyen, kırmayan…Dostlarının sözlerini iyiye yoran, yücelten…Böylesine bilge insanlar nerede şimdi?..

Ölüm değil amelimden





Ağzını yeyim senin :))





SEVDİĞİNİ SÖYLE

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN etrafındaki dostluk ve sevgi halkası gün ve gün büyüyordu. İnsanlar birbirlerini sanki yeniden tanıyorlarmış ve yeniden görüyorlarmış gibi içten duygularla seviyorlardı. Bir gün, sohbet meclisine gelen bir insan, Son Peygamber’e, kendisine karşı çok sevgi beslediği coşkun hisler içinde olduğu bir arkadaşından bahsetti.

Peygamber Aleyhisselam ona:

“Sevdiğini söylediğin kardeşinin, senin onun hakkındaki bu duygularından haberi var mı, bunları biliyor mu?’ diye sordu.

Genç, “Hayır bilmiyor” deyince, Peygamberimiz ona şöyle bir nasihatte bulundu:

“Öyleyse hemen onun yanına git, bu sevginden haberdar et ve onu da sevindir.”

“Allah’ım Beni Kendinle Meşgul Eyle” Hz. Rabia



Hazret-i Râbia, çok oruç tutardı. Bir defâsında bir hafta hiç yiyecek bulamadı. Sekizinci gece açlığı iyice şiddetlendi. Nefsine eziyet ettiğini düşünürken birisi kapıyı çaldı. Bir tabak yemek getirdi, o da yemeği alıp, yere koydu. Mum getirmeğe gitti, gelince bir kedinin yemeğini dökmüş olduğunu gördü. Su bardağını almaya gitti. Mum söndü. Su içmek isterken bardak düşüp kırıldı.
O da;
“Yâ Rabbî! Bu zavallı kulunu imtihan ediyorsun, fakat âcizliğimden sabredemiyorum.” diyerek bir âh çekti. Bu âhtan neredeyse ev yanacaktı.
Bir ses duyuldu:
“Ey Râbia, istersen dünyâ nîmetlerini üstüne saçayım. İstersen, üzerindeki dert ve belâları kaldırayım. Fakat bu dertler, belâlar ile dünyâ bir arada bulunmaz.”
Bu sözü işitince;
“Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgûl eyle ve senden alıkoyacak işlere bulaştırma.” diye duâ etti.
Bundan sonra dünyâ zevklerinden öyle kesildi ki; kıldığı namazı;
“Bu benim son namazımdır.” diye huşû ile kılar, hep Allahü teâlâ ile meşgûl olurdu. Hattâ birisi gelip kendisini Allahü teâlâ ile meşgûliyetten alıkoyar korkusuyla;
“Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgûl eyle de, kimse senden alıkoymasın.” diye duâ ederdi.


GELSEYDİN





Yemekte Besmele ve Şeytan


    Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor:
    Peygamber aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında hazır olduğumuz vakit.. Allah’ın Resulü başlamadan önce ellerimizi yemeğe uzatmazdık. Bir defa Resulüllah aleyhisselâm ile beraber yemek etrafında toplanmıştık. Bir cariye, biri tarafından itilircesine gelip elini yemeğe uzatınca, Peygamber aleyhisselâm cariyenin elini tutup onu durdurdu. Ondan sonra bir Arâbî de aynı şekilde itilircesine geldi. Allah’ın Resulü bununda elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldu ve şöyle buyurdu:

    — Muhakkak ki şeytan, Allah’ın ismi anılmamak, yani besmele çekilmemek suretiyle yemeği kendisine helâl kılmaya gayret eder. Bu sebeple bu cariyeyi getirdi ve besmele çektirmeden yemeğe başlatarak, bunun vasıtasıyla yemeği kendisine helâl kılmak istedi. Bunun için cariyenin elinden tutup yemeğe başlamasını önledim. Sonra, aynı sebeple şu ârâbiyi getirdi. Onun da elinden tutup yemeğe başlamasına mani oldum. Hayatımı kudreti ile tutan Allah’a yemin ederim ki, cariyenin eli ile birlikte şeytanın da eli elimde idi.
    (Müslim, Ebû Davud, Neseî)
    Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:
    Resülullah aleyhisselâm sahabîlerinden altı kişi ile beraber yemek yiyordu. Bu arada bu ârâbî geldi ve iki lokma yedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
    — Eğer şu ârâbî besmele ile yemiş olsaydı yemek hepinize yeterdi, buyurdular.
    (Tirmizî)

Nicin evlenmiyor?

Râbia-tül Adeviyye,
-Niçin evlenmiyorsun?" diye ısrâr edenlere şöyle söyledi:
-Benim üç büyük derdim var. Bunların sıkıntısından kolayca kurtulmamı garanti ederseniz, o zaman evlenirim.
Birincisi, acabâ son nefesimde îmânımı kurtarabilecek miyim?
İkincisi, Kıyâmet gününde amel defterimi sağ tarafımdan mı, yoksa sol tarafımdan mı verecekler?
Üçüncüsü, herkesin hesâbı görüldükten sonra bir grup Cehennem'e ve bir grup Cennet'e giderken, acabâ ben hangi grupta bulunacağım? dedi.
O kimseler;
-Biz bu suâllerin cevâbı olarak size bir şey söylemekten âciziz" dediler.
-O halde önümde böyle dehşetli günler varken ve bu günlere hazırlanmak elbette lâzım iken, evlenmeyi nasıl düşünebilirim? buyurdu.

İLAHİ

aylar yillar saymasaydim
ah bagrima tas bassaydim
et tirnakdan ayrilir mi
keske anne olmasaydim

bas ucunda oturdugum
nice hayaller kurdugum
sen biricik kusum benim
bu yuvadan ucurdugum

duvak duvak tel mi oldun
nefesimde yel mi oldun
sen annenin kuzusuydun
gidiyorsun el mi oldun

bagrimi üce yardilar
ne bileyim ne sardilar
dallarimda tomurcukdun
seni benden ayirdilar

akmayin sular akmayin
yanmisim beni yakmayin
yavrumdan kalan hayaller
beni yalniz birakmayin

kurumus dallar egilmez
azgin yaraya degilmez
evlat yarasi kardesim
anne olmayanlar bilmez

dün bütündük bugün yarim
hani benim yavrularim
ne cabuk gecti seneler
ne tez aldi yavrumu eller

ak alninda tas olsaydim
gözlerinde yas olsaydim
su daglarda tas olsaydim
keske anne olmasaydim
ne cabuk gecti seneler
ne tez aldi yavrumu eller

”Allah tan kork,Mührümü bozma!”

 21aq8.jpg



Geçmiş ümmetlerde gurbete çalışmaya giden üç arkadaş, bir ara yoğun bir yağmura mâruz kalınca yol kenarındaki bir mağaraya sığınırlar. Ne var ki, karşı dağdan, düşen yıldırım sebebiyle kopup yuvarlanan bir taş gelir, içinde bulundukları mağaranın kapısına sıkışıp kalır.
İçeride bulunan üç arkadaş korkup düşünmeye başlarlar. Nasıl çıkacaklar kapanmış olan mağaradan? Biri der ki: Bu belâdan kurtulmamızın bir çâresi olabilir. O da, Rabbimizin rızâsı için yapmış olduğumuz iyilikler. Gelin bunları şefaatçı yapıp buradan kurtulmayı Rabbimizden dileyelim.

Bu sebeple biri der ki:

� Ey Rabbim! Ben yanında işçi çalıştıran biriydim. Bir gün, çalışan işçim akşam yevmiyesini almaya gelmedi. Ben de onun parasını onun adına ayırıp çalıştırdım. Seneler sonra gelince parasını kazancıyla birlikte verdim. Şaşırdı, almak istemedi. Sonra ciddi olduğumu anlayınca yevmiyesini kazancıyla alıp sevinerek gitti. Bunu sadece senin rızân için yaptım. Eğer senin yanında makbul oldu ise, bunun hürmetine şu kayayı, çıkacağımız yerden uzaklaştır!

Bu dua üzerine kaya yerinden kımıldar, ama çıkılacak kadar yer açılmaz.

İkincisi de şöyle der

� Ey Rabbim! Ben annesine çok hizmet eden biriyim. Bir gece annem su istemiş, ben de koşup dışarıdan su getirmiştim, baktım annem uyumaktadır. Karşısında uyanıncaya kadar bekledim. Gece yarısı uyandığında beni karşısında bekler halde görünce çok memnun olup duâ etmişti. Bunun hürmetine bu belâdan bizi kurtar.

Kaya biraz daha kımıldar, ama yine kurtulmaya yeterli değildir.

Üçüncü olarak da son arkadaşları şöyle duâ eder:

� Ey Rabbim! Memleketimizde kıtlık olmuş, bir çok âile açlık belâsına mâruz kalmıştı. Benim durumum ise iyi idi. Bir gün komşum kızı yanıma gelip açlıktan ölüm tehlikesi geçirmekte olan âilesi için benden yiyecek birşeyler istemiş, ben de ona kendisini bana teslim etmesi halinde istediğini verebileceğimi söylemiştim. Başka çâresinin kalmadığını anlayan kızcağız, nihayet isteğime râzı olmuş, birlikte tenha yere gittiğimizde birden şu ikazda bulunmuştu:

� Ey elinde imkân olan adam! Allah�dan kork, benim iffet mührümü nikâhsız bozmaktan hicap duy! Bu mühür, ancak nikâhla bozulur, başka değil!

Bu beklenmedik ikazdan korkup titremeye başladım. Kendimi mâsum bir kızın namus mührünü bozan iffetsiz durumuna düşürmekten utandım ve dedim ki:

� Haydi gel, istediğin kadar yiyecek al, mührünü muhafaza ederek iffetinle yaşa.

Böylece ona istediğini verdim ve mührünü bozmadım. Bunu senin rızân için yaptım. Eğer kabul edildi ise, şu kayayı kapımızdan uzaklaştır da çıkıp kurtulalım.

Bir de baktılar ki, sıkışmış kaya paldır küldür yuvarlanıp gitti, kurtulup dışarı çıktılar.

Evet, işte iffetsizlerin yersizliğini söylemek istedikleri kızlık işaretinin hadisteki adı mühürdür.

Kaynak: Yeni aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları

seniseviyorumyarasulallahnl7.gif 

Yarattıklarında mevcuttur..kalp gözünüz..

BİR GÜN, BİR adam ellerini açıp yalvardı:

“Allahım! Benimle konuş!”

Tam o sırada bir çayırkuşu adamın bahçesinde en son şarkısını söylüyordu.

Ama adam çayırkuşuna kulak vermedi, ve devam etti yakarmaya:

“Allahım! Benimle konuş!”

Az sonra hava kapandı, gökgürültüsü ve şimşekle birlikte kuvvetli bir yağmur başladı. Fakat adam dinlemedi, yakarmaya devam etti:

“Allahım! Seni görmeme izin ver!”allah1rf.gif

O böyle yalvarırken, sağanak yağmur sona ermiş ve güneş bütün ihtişamıyla ışıklarını adamın evine kadar taşımaya başlamıştı. Fakat adam bu manzaraya aldırmadı bile. Her gün gördüğü birşey değil miydi bu?

Yalvarmaya devam etti adam:

“Bana bir mucize göster Allahım!”

O böyle yalvarırken, yakınlardaki evlerden birinden yeni doğmuş bir çocuğun ağlayışları geliyordu kulağına. Ama adam bunu da farketmedi.

Üzüntüden ağladı adam:

“Allahım! Cevap ver bana! Burada olduğunu bilmemi sağla.”

O ara, bir kelebek adamın koluna kondu, ama adam öbür eliyle kelebeği iteleyip kovdu. Ve ağlamaya devam etti:

“Allahım! Neden bana cevap vermiyorsun?”

(BAKIP GÖRMEK ARASINDAKİ FARKI ANLATAN KÜÇÜK Bİ HİKAYE...KALP GÖZLERİMİZ AÇIK OLURSA;RABBİMİZİ HEM DUYARIZ,HEMDE GÖRÜRÜZ...YARATTIKLARINDA MEVCUTTUR..)